Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

COVİD-19 SONRASINDA UMUTSUZLUK

                                                COVİD-19 SONRASINDA UMUTSUZLUK


      İlk olarak 2019 senesinin aralık ayında, Çin'in Hubei taşrasındaki Wuhan şehrinde saptanmasının sonrasında, ilk olarak Çin'in çoğu mıntıkasına ve hemen hemen dünya üzerinde bulunan her yerde büyük bir hızla görülmeye başlanan   COVID-19 (coronavirus disease; koronavirüs hastalığı), tüm kainatta bir sıhhat problemi şeklinde tesirlerini devam ettirmeyi sürdürmektedir (Sevim, Erdoğdu ve Koçoğlu, 2020). Bu pandemi, hastalığa ve can kaybına neden olan bir virüs olması nedeniyle ve içinde bulunduğumuz zamanın içinde bulunan bilinmezlikler insanların reel olmayan panik ve korku yaşamalarına sebebiyet verebilmektedir. Koronavirüsün, ruh sağlığı üzerindeki etkileri insanların psikolojik sağlamlığı üzerinden ölçümlendiğinde, bireylerde yüksek seviyede kaygı ya da gerginlik görüldüğü tespit edilmiştir. Kişinin hayatında sarsıma neden olan bir his olarak kaygı, insanın gündelik hayatının bir tarafı olan mektep/çalışma yeri, ikili ilişkiler gibi etkinliklerine negatif yönde tesiri vardır (Yılmaz, İstemihan, Arayıcı, Yılmaz, Güloğlu, 2020). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), COVID-19'u 30 Ocak 2020 tarihinde salgın hastalık şeklinde açıklanmıştır. Bu salgın hastalıkta görülen tipik semptomlar; vücut ısısının yükselmesi, öksürme, adale ağrısı, ishal olarak belirtilerek klinik seyrinde nefes darlığı ve can kaybına neden olabilmektedir (Avcı ve Yağcı, 2021).

        Umutsuzluk, bireyin yaşadığı anda hissettiği negatif duyguların istikbaline aksetmesidir. Kişi bilhassa, şahsı ve yaşayacağı hayat ile alakalı negatif tahminlerde bulunarak veya daima kötü tarafa yatkınlık göstermesinin neticesinde, istemediği bir hadise gerçekleştiğinde umutsuzluk duygusu yaşamaktadır. Umutsuzluk, çökkün ruh hali ve kendine zarar verme benzeri mühim patolojik neticeler ile ilişki olan sofistike bir duygudur. Bu sebeple, umutsuzluk duygusunun saptanması ve bu duygunun kontrol altına alınması oldukça mühimdir (Koç, Demirkol, Uzun ve Tok, 2021). Umutsuzluk, bir hedefi ortaya koymak için hiçbir umudun olmaması, anlamına gelmektedir. Ümit etmek ve umutsuzluk, insanın yaşayacağı hayat için amaçlarını elde etme imkanlarının muhtemel sonuçlarıdır. Umut ve umutsuzluk duyguları, insanın isteklerini temsil etmektedir. Ümit etmekte, amaca varmak için yürütmeye konulan düşüncelerin gerçekleşeceği tahmini mevcutken; ümitsizlik duygusun da amaca varmak için yürütmeye konulan düşüncelerin gerçekleşmeyeceği tahmini mevcuttur. Bu iki zıt düşünce insandan insana, vaziyetten vaziyete, istenen neticenin ne şekilde sonuçlandığına dair değişkenlik göstermektedir (Seber ve Dilbaz, 1993). Umutsuzluk, bireyin yaşayacağı hayata dair hiçbir beklentisinin bulunmaması biçiminde tarif edilmektedir. Son zamanlarda umutsuzluk duygusu intiharı idrak edebilmek amacı ile mühim bir ruhsal konstrüksiyon şeklinde kabul edilir. Aoron Beck (1985), umutsuzluk duygusunu, kendine zarar verme davranışı ve çökkün ruh hali arasındaki ilişki ve aynı zamanda çökkün ruh halinin başlıca nitelikleri arasında bulunduğunu düşünmektedir (Tümkaya, 2005). Umutsuzluk, kendine zarar verme davranışları ile çökkün ruh hali arasında birleştirici bir faktör pozisyonundadır. Umutsuzluk hissi yitirildiğinde, çökkün ruh hali ve kendine zarar verme düşüncesi arasındaki ilişki de yok olmaktadır. Umutsuzluğun depresif belirtileri, direkt kendine zarar verme tasarısını dolaylı şekilde etkileyen kognitif etmen olduğu görüşünü savunmaktadır (Tümkaya, 2005). Umutsuzluğa yatkın olan bir insan, ilerdeki hayatı için belli olan kognitif sekiye ehildir ve bu kognitif seki kişinin yaşayacağı hayatın içinde hep kötü ihtimallerin bulunduğunu yineler. Birey ileriki yaşamı üzerinde düşündüğünde, bu düşünceler de güçlük çekiyorsa bu kognitif set ikaz edilir ve birey hoşuna gitmeyen tecrübelerinin reaksiyonunu yaşarken umutsuz vaziyetin hissi ve güdü bozuklukları da bunun yanında bulunur (Gençay, 2009).

    Covid-19 pandemisi sonrası genç nüfus ve yaşlı nüfusu kapsayan bireylerin, ruhsal açıdan dayanıklılıklarının araştırıldığı bir çalışmada pandemi ertesi korku, ürkü ve umutsuzluk duygularının sezildiği neticelenmiştir. Pandeminin can kaybı ile neticelenmesinin, insanların anksiyete seviyeleri ile beraber negatif tasarılara odaklanmalarına sebebiyet verdiği saptanmıştır (Gencer, 2020). Covid-19 dönemi boyunca, yapılan kimi araştırmalar sonucunda, hastalara kuşkulu vaka biçiminde tanı konulduğunda dahi, birçok hastanın ruhsal bunalım vaziyetini yaşadığını ve umutsuzluk hissinin giderek güçlendiğini, çoğu kez normal olmayan hissi heyecan, reddetme, sinirlilik duyguları ile beraber tedavi gidişatını geciktirerek ve sağlık çalışanı ile birlikte çalışmaya karşı geldiklerini saptanmıştır (Doğan ve Keskin, 2021). Koronavirüsü geçirmekte olan bireyler, iyileşme döneminde ise kaygı ve çökkün ruh halini birlikte yaşadıklarını, hastalığa karşı fazlalaşan bir panik hissine kapıldıklarını  ve umutsuzluk hissini derin şekilde hissettiklerini, belirtmişlerdir. Vaziyeti kötüye giden hastalarda, nefes almada güçlük çekme ve anlatım sıkıntısı yaşamaları sebebiyle, depresif semptomlar ile karşı karşıya gelinebilir. Rogers, Chesney, Oliver, Pollak, McGuire ve Fusar-Poli (2020)’nin gerçekleştirdikleri araştırma neticesinde; koronavirüse yakalanmış insanların, %47,46’sı kaygı ve sinirlilik hissettikleri, %64,29’unun ise biçare ve umutsuz hissettikleri saptanmıştır (Doğan ve Keskin, 2021). Covid-19 boyunca, insanların öncesinde deneyimlemedikleri katı karantina tedbirlerinin yanında, kimi kentlerde görülen sokağa çıkma yasağı ve birçok bireyin karantinaya girerek, mecbur kalmadıkça evlerinden çıkmamaları, bireylerin hayatını çoğu taraftan tesiri altına almıştır. İnsanların umutsuzluk duygusu yaşayarak, pandeminin etkilerinin son bulmayacağı düşüncesine kapılmalarına neden olmuştur. Bütün bu evolüsyonlar, depresyon, gerginlik ve anksiyete benzeri farklı ruhsal problemlerin oluşumuna sebebiyet vermiştir (Çelik ve Diker, 2021). Pandeminin insanlarda panik bozukluk, kaygı bozuklukları, depresyon, bulaşma kaygısı gibi problemlere neden olduğu; bu problemlerin bulaşma kaygısı neticesinde karantinaya alınan insanlarda daha çok görülebileceği tespit edilmiştir ( Hatun, Dicle ve Demirci, 2020).               


                                                                KAYNAKÇA

Avcı, S., & Yağcı, İ. (2021). COVID-19 Pandemisi Döneminde Acil Servis Çalışanlarının Psikolojik Durumları. Bozok Medical Journal, 11(1), 49.


Çelik, F., & Diker, E. (2021). Covid-19 Sürecinde Depresyon, Stres, Gelişmeleri Kaçırma Korkusu ve Zorlayıcı Sosyal Medya Kullanımı Arasındaki İlişkiler. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 8(1), 17-43.


Dilbaz, N., & Seber, G. (1993). Umutsuzluk Kavrami: Depresyon ve İntiharda Önemi. Kriz Dergisi, 1(3). 134-138.


Doğan, A. & Keskin, G. (2021). Pandemi Sürecinde Ruhsal Sorunlar: Sağlık Çalışanlarının COVID-19 Yanıtına Travmaya Dayalı Bir Yaklaşım. Hastane Öncesi Dergisi, 6 (1), 159-174.


Erdoğdu, Y., Koçoğlu, F., & Sevim, C. (2020). COVID-19 pandemisi sürecinde anksiyete ile umutsuzluk düzeylerinin psikososyal ve demografik değişkenlere göre incelenmesi. Klinik Psikiyatri Dergisi, 23.


Gencer, N. (2020). Pandemi Sürecinde Bireylerin Koronavirüs (KOVİD-19) Korkusu: Çorum Örneği. Uluslararası Sosyal Bilimler Akademi Dergisi, (4), 1153-1173. 


Gençay, S. (2009).  Beden Eğitimi Öğretmeni Adaylarının Umutsuzluk ve Yaşam Doyumlarının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 8 (27), 380-388. 


Güloğlu, B., İstemihan, F., Yılmaz, S., Arayıcı, S. ve Yılmaz, S. (2020). COVID-19 Pandemi Sürecindeki Anksiyete ve Umutsuzluk Düzeylerinin İncelenmesi. Kriz Dergisi, 28 (3), 135-150. 


Hatun, O., Dicle, A. N., & Demirci, İ. (2020). Koronavirüs Salgınının Psikolojik Yansımaları ve Salgınla Başa Çıkma. Electronic Turkish Studies, 15(4).


Koç, A., Demirkol, M. E., Uzun, L. N., & Hançer Tok, H. (2021). COVİD-19 sebebiyle bir kurumda karantina altında bulunan bireylerde kaygı ve umutsuzluk düzeyleri ve etkileyen faktörler. Adıyaman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 7(1):54-63


Tümkaya, S. (2005). Ailesi yanında ve yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin umutsuzluk düzeylerinin karşılaştırılması. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 3 (4), 445-459.

PAYLAŞ
Banner
Sonraki Paylaşım
Bundan önceki paylaşımlara bakın
Önceki
Önceki Kayıt

Rabia İslim Dalbaşı

YORUMLAR:

0 comments: