Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Hayat İnsanı Sınıyor

 Anneler günü de yaklaşmışken annemin yılar önce yazmış olduğu bu yazıyı bulup paylaşmak istedim. umarım okuyan herkese farklı duygular hissettiren, farklı şeyler düşündüren bir yazı olur.

  Hayat insanı sınıyor diye düşünüyorum ama bu düşünceyi yıllar önce aklınıza bile getirmiyorsunuz. Belirli bir yaşa gelinir, ekonomik özgürlük kazanılır, evlenilir, çocuk sahibi olunur ve o çocuklar üzerine hayaller kurulur. Kimse düşünmez o yaşlarda çocuğum olmayabilir her şey kısmet sözünü. Bizim yaşama başlarken yaşadığımız da buydu. Aylar yılları kovalarken tedavi sürecimizde başlamış oldu, uzun yıllar Güneydoğu dan Ankara ya taşındık durduk maddi kayıplar yerine geliyor ama manevi kayıpları yerine koymak zaman alıyor. Emek harcayıp sonuç alamayınca olgunlaşıyor sanki insan, bizde böyle bir sürece geldiğimizde her şeyin kısmet olduğuna inandık ve bıraktık. Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum her şeyin boş olduğunu, uykusuz geçen gecelerimi ve üzüntülerimi çünkü sadece doğurarak anne olunmuyormuş Medyada çıkan yuva haberlerine ah vah diyerek herkes yorum yapıyor ama üzerinden geçince unutulup gidiyor, yine böyle bir günde başladı bizim hikayemiz İnsan olmamızın gereği diyerek bir gün iş arkadaşlarımı toparlayıp gittiğim yuva ziyaretinde minicik, elinde bir resim defteri olan, adından başka bir şeye cevap vermeyen o anda işte bu dediğim ve tarifi mümkün olmayan bir duygu ile içimin kıpırdadığı kızıma aşık oldum. Yetkililerden bilgi aldım gönüllü aile olabileceğimizi öğrendim. Bu süreçte belirli günlerde izinli alabiliyorum ama yetkililer kızımı iki hafta ziyaret etmememi  istediler. Sanırım kızımın duygularını ve düşüncelerini anlayabilmeleri için düşünülmüş bir süreçti haklıydılar. Ben kızımı öyle kabullenmişim ki içimde, sebebini bilmediğimiz bir şekilde rahatsızlandım ve iki haftayı rahatsız geçirdim bir şey bulunamadı ziyaret günü geldiğinde heyecanla yuvaya koştum kızımla gün boyu beraber oldum. Çok ilginçtir ama ertesi gün sağlıklı biriydim meğerse kızım beynimi öyle hapsetmiş ki benim beynim doğum yapmışçasına annelik hormonu salgılamış ve ANNE olmuşum. Hafta içi okulun, yuvanın yanlarında dolaşmaya ve arkadaşlarını tanımaya başladım  cuma gününü zor bekliyordum. Yuva müdürümüz gönüllü ailelerin okula gitme yetkisi yok deyince Koruyucu Aileliği öğrendim ve eşim bu sırada başladı bana destek olmaya. Sosyal Hizmet Uzmanımız defalarca olabilecek olumlu ve olumsuz her şeyi anlattı ve zorladı ama ben kızımı yüreğimde büyütmeye başlamıştım ve her türlü engeli aşabilecek bir güce sahiptim. Kızımın eve gelişi neşe ve huzur ve bereket getirdi ama biz acemi anne baba kız üçgeninde önce ona doğruları anlatmayı ve dürüst olmayı kendimize ilke edindik. Sen bizim canımızdan bir parçasın, derslerinden kötü notta alsan, yaramazlıkların devam etse de seni her şey den çok seviyoruz ama yanlışlarını da söylemek zorundayız dedik şeffaf bir aile olduk. Güven oluşana kadar epey zorluyorlar, bu süreçte sabır gösterdiğinizde her şey yoluna giriyor. Sabırla koruk helva olurmuş der ya büyüklerimiz gerçekten oluyor. Fazla duygusal davranmamızın ileri ki hayatında ona zarar verebileceğini düşündüğümüzden genelde gerçekçi davrandık. Üzülmesi gerekiyorsa üzüldü, takdir edilmesi gerekiyorsa takdir edildi ödüllendirildi. Her şeyi sebep sonuç ilişkisine bağlı yaşayarak öğrendik. İnanın karşılıksız  sevdiğinizde, emek verdiğinizde ona kendini değerli hissettirdiğinizde başarı ve mutluluk kendiliğinden geliyor. Sekiz yıla bunları sığdırdık şimdi prensesimiz 15 yaşında beş yıldır lisanslı yelken sporcusu. Spor onun kişiliğine pozitif davranışlar olarak yansıdı ve özgüven açısından çok büyük destek oldu. Biz hep geri planda kalarak sen başarabilirsin, sana güveniyoruz, kendi işini kendin yapmalısın diyerek destek olduk. Şimdi İyilik Ağacı adında bir sosyal projede emek harcıyor sevgi evlerinde ve huzurevinde güzel çalışmalar yapıyor onun bu başarısı bize geçmişte yaşadığımız tüm üzüntüleri ve yorgunluğumuzu unutturuyor. Prensesimiz artık büyüdü ve Koruyucu Ailelerin çoğalması için çaba harcıyor. Allah'a şükrediyoruz bize böyle bir evlat sevgisi tattırdığı için. Lütfen toplumda yerli yersiz konuşanlara kulak vermeyin hayat sizin hayatınız gelin bir elini de siz tutun inan pişman olmayacaksınız hayatınız değişecek. Ne ekerse insanlar onu biçer o yüzden korkmayın. Çocuklarımızı nasıl eğitir öğretirsek onlardan dönüşte aynı oluyor. Her çocuğun sevgi dolu bir ailede büyümeye hakkı var. Koruyucu Aile olalım...Sevgi her derdin ilacı sevgiyle kalın.

PAYLAŞ
Banner

İrem Başak Bilgin

YORUMLAR:

0 comments: