Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Kendini Sevmek

      Merhaba, bugün zor ve derin bir konu hakkında yazacağım. Aslında rahatlıkla söylediğimiz ama belki de içimizin dışarıya yansıttığımız gibi olmadığı, kendi içimizin bu konuda ne durumda olduğunu anlamak için bilinçli  farkındalığımızı gerekli kılan bir konudan bahsetmek istiyorum. Bu yazımda kendimizi sevmekten, kendimizi sevmeme nedenlerimizden ve kendimizi sevme yolculuğumuzdan  bahsedeceğim.

        Kendini sevmek” farkındalığı bile zor olan, fark ettikten sonra da bununla nasıl baş edeceğimizi ya da kendini sevmek için nereden başlayacağımızı bilemediğimiz bir mevzu. Nasılsın sorusuna aslında iyi olmadığımız halde iyiyim demek gibi. Kendimi seviyorum, kendimle, zayıf yönlerimle, korkularımla, geçmişimle ya da pişmanlıklarımla “gerçek ben” ile barışığım, başarılıyım, süperim dediğimizde gerçekten bu şekilde mi hissediyoruz, gerçekleri dışarı yansıtmamayı mı seçiyoruz yoksa kendimizle bile yüzleşemiyor muyuz?

      Yüzleştiğinizde acı veren, kendinizi gerçekten sevmek için çabaladığınız, inişli çıkışlı ve sonu olmayan bir yolculuk bu. Bazen bu yolda çok iyi hissedip, bazen tökezleyebilir hatta dibi boylayabilirsiniz. Ama düştüğünüz yerden kalkmak da devam etmek de yine sizin elinizde.

       Kendini sevmeme ya da sevememe nedenlerin çocukluğunda sana sürekli eleştiriler yağdıran ebeveynin, ilkokulda öğretmeninin, arkadaşının sana kötü bir söylemde bulunması, yanlış arkadaşlıkların, ilişkilerin, travmaların olabilir. Daha fazlasını, daha ağırlarını yaşamış da olabilirsin. Ancak kendini sevmemen konusundaki asıl sebep yaptığın hiçbir şeyi yeterli görmeyen, mükemmeliyetçiliğin ardına sığınıp kendine en büyük zararı veren, başarılarını şansa ya da başkalarının varlığına bağlayıp başarısızlıklarında sadece ve sürekli olarak kendini suçlayan, bunları abartan, aynanın karşısına geçtiğinde kusurlarına odaklanıp güzel gülümsemesini görmezden gelen, geçmişin pişmanlıklarından bir türlü sıyrılamayan sensin, benim, kendimiziz. Arkadaşımız bizimle aynı şeyleri yaşasa, aynı hatayı yapsa ona sarf edemeyeceğimiz cümleleri itinayla seçip kendimize en acımasız haliyle ve sürekli olarak söyleyen iç sesimiz… Asıl engel kendimizle ilgili zihinlerimizde kurdukça kurduğumuz, gerçeği çok da yansıtmayan düşüncelerimiz. 

       İşte biz kendimizi sevmedikçe, böyle gördükçe, kendimiz hakkında bu düşüncelere sahip oldukça, diğerleri bunu fark edip bizi daha da aşağı çekiyor. Sonra sonsuz bir döngünün içerisinde buluyoruz kendimizi. Başkalarının dediklerine, onayladıklarına, girdiğimiz ortamlara, giydiğimiz kıyafetin, kullandığımız arabanın markasına göre kendimizi seviyoruz ya da sevmiyoruz. Kendi değerimizi bu metalar üzerinden ölçüyoruz. Sürekli değişen bir skalaya göre ölçtüğümüz için dengesizlikler oluşuyor. Gerçekten kendimi seviyor muyum, seviliyor muyum, değerli miyim, başarılı mıyım gibi bir sürü soruyla ve bu soruların sürekli değişen cevaplarıyla ne olduğumuzu, nasıl olduğumuzu bilemiyoruz. Dengenin kurulması için, kişiye göre değişmeyen, kendi içsel dinamiklerimizin olması gerekiyor. Kendimizi kendi ölçütlerimize göre değerlendirdiğimizde hem kendimize teşhisimizi koyabilir hem de nasıl bir yol izlememiz gerektiğini anlayabiliriz.

       Sadece bir kere geldiğimiz bu dünyada başkalarının, diğerlerinin doğrularına ve ölçütlerine göre yaşamak kendimize yapabileceğimiz en büyük haksızlık. Kendini, kendi düşüncelerini yok saymak bunun adı. Sevmediğimiz biriyle ilişkimizi kesebiliriz, sevmediğimiz bir arkadaşımızla arkadaşlığı bırakabiliriz, sevmediğimiz bir işten ayrılabiliriz ama kendimizi bırakamayız. Bu yüzden kendimizi sevmekten, kendimize şefkat göstermekten başka seçeneğimiz yok. En sonunda tek başımıza kalacağımızı düşündüğümüzde en çok sevmemiz, en çok yatırımı yapmamız, en şefkatli davranmamız gerekenin kendimiz olduğunu anlarız.

             Şimdi kendimizi sevmek adına bu zorlu ve derin yolculukta neler yapabileceğimize maddeler halinde bakalım.

  • İlk olarak kendiniz hakkında biraz düşünün ve kendinizi gerçekten sevip sevmediğinizi fark edin, kabullenin.

  • Çocukluk, ergenlik, genç yetişkinlik dönemlerinizi düşünün. Sizi yargılayanları, sürekli eleştirenleri, size iyi gelmeyenleri fark edin, uzaklaşın ya da onları hayatınızdan çıkarın. 
  • Aynanın karşısına geçip, kendinize bakın, kusurlu olarak gördüklerinize bile. Sonrasında kendinizde bunları görebildiğiniz için, gökyüzünü, denizi dünyadaki tüm güzellikleri görebildiğiniz için, gözlerinize şükredin, zorlanmadan nefes alabildiğiniz için, güzel melodileri duyabildiğiniz, bir çiçeği koklayabildiğiniz, yürüyebildiğiniz, koşabildiğiniz, konuşabildiğiniz, hissedebildiğiniz için şükredin. Bunlardan birini yapabilmek için her şeyini verebilecek birileri var. Sahip olduklarınıza,  sizde var olanlara şükredin. Minnet duyun. 
  • Güzellik algısının göreceliğini aklınızdan çıkarmayın. Sürekli değişen bu algıya yetişmeniz mümkün değil. Sen, sen olduğun için güzelsin, olduğunuz halinizle zaten güzelsiniz. Bedeninizle barışın.

  • İnsanları memnun etme çabanızdan kurtulun, başkaları ne der diye düşünüp bir şeyleri yapmaktan geri durmayın ya da yapmak istemediğin bir şeyi yapmak zorunda hissetmeyin. Kimseden onay ve kabul beklemeyin. İnsanlar ne yaparsanız yapın konuşacaklar bunu kabullenin.

  • Kendinizde sevdiğiniz, olumlu özelliklerinizi bir kağıda yazın. Görmek iyi hissettirecek. Aslında bu biraz da kendini tanıma yolculuğu. Olumlu, olumsuz, yapabildikleriniz, yapamadıklarınız, iyi – kötü yönlerinizi anlayın.

  • Acımasız olan iç sesinizi kısın ve kendinize merhametli, şefkatli davranın.

  • Sosyal medya kullanımını kısıtlayın, çünkü orada gördüklerinizle kendinizi kıyaslamayı bırakmanız gerekiyor artık. Her durumu kendi koşulları içinde değerlendirmek daha adil olacaktır. 

  • Değersizlik hissinden kurtulmak için; kendiniz hakkında negatif söylemlerde bulunmaktan kaçının. Olumlu olana, pozitife, başardıklarınıza odaklanın. Yapabildikleriniz, başarılarınız, iyi yönleriniz için kendinizi takdir edin.

  • Kendinize güzel davranın, yatırımı kendinize yapın. Rutinlerinize hobiler ekleyin ve  kitap okuyun. 

  • Haftada bir tek başına yapabileceğiniz etkinlikler düzenleyin. ( yürüyüş yapın, koşun, sinemaya, konsere, tiyatroya gidin, alışveriş yapın, yemek yiyin, kahve için, kendinizle kalın…) Kimseye ihtiyacınızın olmadığını öğrenin. Tek başınıza yapabildiğinizi, olabildiğini kendinize gösterin; bu yalnızlık değil.

  • Kendinize küçük küçük hedefler koyun ve yapabildikçe kendinizi tebrik edin. Bunu başkasının yapmasını beklemeyin.

  • Şimdi belki de en zor olan maddeye gelelim. Zayıf, karanlık yönlerinizle, üstünü kapattığınız ve derinlere ittiğiniz yönlerinizle yüzleşin. İçinizde neyi bastırıyorsunuz, korktuğunuz şeyler, travmalarınız, kötü deneyimleriniz… Hepsiyle yüzleşin ve yavaş yavaş üzerlerine gidin. Herkesin hatalar yapabileceğinizi unutmayın, yüzleştiklerinizle birlikte şefkatinizi esirgemeyin kendinizden, kendinizle ve yaşadıklarınızla barışın. Hatalarınızı affedin, kendinize hata yapma izni verin.

  • Geçmişinizi, pişmanlıklarınızı, duygularınızı, acılarınızı, deneyimlerinizi kabullenin. Yaşadıklarınızı  bugünkü seni sen yapan, şimdiki bilincini oluşturmaya vesile olan durumlar olarak düşünün. Yaşadıklarınızdan öğrenin.

  • Bu sonsuz ve zorlu bir yolculuk kendinize karşı sabırlı olun.

  • Unutmayın siz iyi- kötü yönleriniz, başarılarınız -  başarısızlıklarınız, yetenekleriniz, yeteneksizlikleriniz, geçmişiniz - geleceğiniz… Hepsinin toplamısınız, onları kabullenin. 

                 Size en çok siz lazımsınız, kendinize sarılın…                                      

PAYLAŞ
Banner

Dilara Nur Ayna

YORUMLAR:

0 comments: