Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

SEVGİ

Merhaba, bugün her insan için önemli olan, hissettirdiklerini tarif etmeye çalışıp, kökenine inmek isteyip aslında “ne olduğunu” anlamaya çalıştığımız bir konudan bahsetmek istiyorum. Konumuz “sevgi”. Sevgiyi hayatımızda bir yere oturtmaya çalışırken kaynağını bulmaya çalışıp “nasıl” sorusunu soruyoruz belki de kendimize. “Nasıl birini severim?”, “ Nasıl biri beni sever?” Nasıl insanlar sevgi beslemeden hayatta kalır?” Ben de bu soruları sordum ve sevginin kaynağını araştırmak istedim. Bunun için şimdiye kadar okuduğum bu konuyu en iyi açıklayan kitap üzerinden Eflatun’un (Platon) birkaç filozofun toplanıp sevgi üzerine mülahaza ettiği “Şölen” kitabındaki bir iki filozofun düşünceleri üzerinden yazımı ilerletmek istiyorum.

İlk olarak sevgi üzerine konuşmaya başlayan Phaidros sevgi için şöyle diyor: “… Bana sorarsanız insanın daha gençken en büyük nimet saydığı şey şudur: Sevenin iyi bir sevgilisi, sevgilinin de iyi bir seveni olması. Güzel yaşamak isteyenleri ömürleri boyunca nedir güzel yaşatan? Akrabaları mı? Hayır. Şanlar şerefler mi? Hayır. Zenginlik mi? Hayır. Ne şu ne bu, hiçbir şey insanı Sevgi kadar güzel yaşatmaz.” İşte böyle diyor Phaidros sevgi için. Devamında da bunun nedenini sevenin sevgilisi önünde çirkin bir şey yapmaya utanacağını bu yüzden güzel şeyler yapacağını söyler. Phaidros sevginin erdem getireceğinden, güzellik getireceğinden bahsediyor kanaatimce. Hayatımıza katacağı değerlerle nasıl bir nimet olduğunu anlatıyor.


Bir komedya şairi olan Aristophanes ise en ilkel dönemlerde insanların Androgynous yani hem erkek hem dişi olduğunu ve bu birlik nedeniyle çok güçlendikleri için Zeus’un onları ceza olarak ikiye böldüklerini anlatır. Efsaneye göre insanlar arasındaki tutku ve çekim onların tekrar birleşmek ve kaynaşmak istemelerinden kaynaklanır. Aristophanes şöyle diyor  “… İnsanın yapısı böylece ikileşince, her yarı öbür yarısını özleyip üstüne atlıyor, kollarını birbirine sarıp yeniden bir bütün haline gelme arzusu ile kucaklaşıyor, birbirinden ayrı hiçbir şey yapmak istemeyerek açlıktan ve işsizlikten ölüp gidiyorlarmış.” Ayrıca sevginin bizi ilk yapımızdan yeniden kurup iki varlığı tek bir varlık haline getirerek yaradılışımızdaki dertlerin devası olduğunu söylüyor. İşte sevginin kaynağını bu efsaneyle açıklayan Aristophanes sevginin bizi aslımıza dönüştüreceğini ve hayattaki yegane gayemizi gerçekleştirme aracı olarak görüyor zannımca. Bu iki düşünürün fikirlerinden yola çıkarak sevginin kökenine indik. Daha satırlarca yazılıp satırlarca şey okunabilecek bu konu şimdilik burada yarım bırakıyorum. Bir sonraki yazımda farklı düşünürlerin diyaloglarından hareketle sevgimiz üzerine bir şeyler katmaya devam edeceğiz.

PAYLAŞ
Banner

YORUMLAR:

0 comments: